Araba sahibi olan herkesin kulağına bu cümle çalınır: “Trafik sigortası zorunlu.” Ama iş kazaya gelince asıl soru başlar: Zorunlu trafik sigortası neyi öder, neyi ödemez? İşte en çok kafa karıştıran nokta da burada. Çünkü birçok sürücü, trafik sigortasını kasko gibi zannediyor; kaza olunca da “Ben bunu böyle sanıyordum” diyor.
Bu rehberde işi uzatmadan, net anlatacağız: trafik sigortası hangi zararları karşılar, hangi durumlarda devreye girmez, kasko ile farkı nedir ve poliçe alırken nerelere bakmak gerekir. Türkiye’de zorunlu trafik sigortası, motorlu aracın işletilmesi sırasında üçüncü kişilere verilen zararlar için sigortalının hukuki sorumluluğunu, kaza tarihindeki geçerli limitler dahilinde karşılar; poliçe Türkiye sınırları içinde geçerlidir.
Zorunlu trafik sigortası, bir motorlu taşıtın kusurlu olarak üçüncü şahıslara verdiği zararları karşılayan zorunlu bir sorumluluk sigortasıdır. Yani odak noktası senin aracın değil; kazada zarar gören karşı taraf ve senin onlara karşı doğan hukuki sorumluluğundur. Türkiye Sigorta Birliği’nin özetine göre bu kapsam; maddi zararlar, zarar görenlerin sakat kalması veya hayatını kaybetmesi halinde doğan tazminatlar ve ilgili korumaları içerir.
Trafik sigortasının en bilinen kısmı budur. Kazada karşı tarafın aracında ya da doğrudan mal varlığında oluşan zararlar bu kapsamda değerlendirilir. Resmî genel şartlara göre maddi zararlar teminatı, zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan mallar üzerindeki azalmayı kapsar. Yani “sadece tamir masrafı var” diye düşünmek eksik olur; uygun şartlarda araç değer kaybı da bu başlıkta gündeme gelebilir.
Genel şartlarda sağlık giderleri teminatı yer alır; protez organ bedelleri, tedavi sürecindeki bakıcı giderleri ve benzeri kalemler tanımlanır. Ancak burada çok kritik bir ayrım var: Türkiye Sigorta Birliği’nin SSS sayfasına göre trafik kazalarındaki tedavi giderlerinin sorumluluğu SGK’ya geçmiştir. Genel şartlarda da sağlık giderleri teminatı için sigorta şirketinin sorumluluğunun 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesi gereği sona erdiği belirtilir. Kısacası, “tedavi masrafını sigorta şirketi mi öder?” sorusunda cevap çoğu durumda SGK yönündedir.
Kaza sonucu üçüncü kişinin sürekli sakat kalması halinde, ileride doğacak ekonomik kayıpları karşılamak üzere sürekli sakatlık teminatı devreye girer. Bu tazminat, yetkili sağlık kurulu raporları ve genel şartlarda belirtilen esaslar üzerinden belirlenir. Sürekli iş göremezlikten doğan zararlar da bu kapsamın içindedir.
Eğer kaza sonucu üçüncü kişi hayatını kaybederse, onun desteğinden mahrum kalan kişiler için destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı gündeme gelir. Türkiye Sigorta Birliği de bu ödemelerin, hayatını kaybeden veya sakat kalan kişinin yaşı ve gelirine göre değişebildiğini belirtir.
Genel şartlara göre, kazadan sonra zararın büyümemesi için yapılan makul ve zorunlu masraflar da limitler dahilinde karşılanabilir. Ayrıca sigortalının haksız taleplere karşı savunulmasına ilişkin koruma da genel şartlarda yer alır.
İşte sürücünün en çok takıldığı yer burası. Çünkü trafik sigortası her şeyi karşılayan “genel araç paketi” değildir.
En temel kural şudur: Trafik sigortası kendi aracının hasarını ödemez. Türkiye Sigorta Birliği bunu açıkça söylüyor. Kendi aracındaki çarpma, sürtme, göçük, tamir masrafı gibi zararlar için asıl ürün kasko sigortasıdır.
TSB’nin SSS sayfasında da, genel şartlarda da manevi tazminat taleplerinin trafik sigortası kapsamında olmadığı açıkça yer alır. Bu konu çok karıştırılır; özellikle ağır kazalarda insanlar trafik sigortasının manevi tazminatı da otomatik ödeyeceğini sanabiliyor. Öyle değildir.
Genel şartlarda; gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması, kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararların da teminat dışında olduğu belirtilir. Yani “aracım serviste yattı, şu kadar iş kaçırdım” gibi her talep trafik sigortasından çıkmaz.
İdari para cezaları, adli para cezaları ve cezai kovuşturmadan doğan giderler de trafik sigortasının ödeme alanına girmez.
Genel şartlarda ayrıca, sigortalının kendi aracına gelen zararlar, bazı yakın hısımların mallarına gelen zararlar ve sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan bazı talepler de teminat dışında sayılır. Bu yüzden son söz her zaman poliçe ve genel şartların birlikte okunmasıdır.
Bunu tek cümlede ayıralım:
Trafik sigortası karşı tarafı, kasko senin aracını korur.
Trafik sigortası, üçüncü kişilere verdiğin zararlar için zorunlu bir korumadır. Kasko ise aracının kendi hasarlarını, poliçe şartlarına göre güvence altına alan isteğe bağlı bir üründür. Bu yüzden “Benim tampon gitti, trafik sigortası öder mi?” sorusunun cevabı çoğu zaman hayırdır; burada bakılacak yer kasko poliçesi olur.
Tek taraflı kazada kendi aracındaki hasarı trafik sigortası ödemez. Burada devreye girebilecek ürün kaskodur.
Kusur durumun ve kaza şartları çerçevesinde, karşı tarafın maddi zararları trafik sigortası kapsamında değerlendirilebilir.
Genel şartlarda maddi zararlar teminatı içinde değer kaybı açıkça sayıldığı için, uygun şartlarda bu talep trafik sigortası kapsamında gündeme gelebilir.
Tedavi giderleri konusunda temel sorumlu kurum SGK’dır.
Trafik sigortası manevi tazminatı karşılamaz.
Zorunlu trafik sigortasında şirketler, tavan fiyatı aşmamak kaydıyla primlerini serbestçe belirleyebiliyor. Bu yüzden tekliflerin şirketten şirkete değişmesi normal. Türkiye Sigorta Birliği’ne göre her şirket kendi aktüeryal çalışmasına göre tarife oluşturuyor; aracın kayıtlı olduğu il gibi unsurlar da primi etkileyebiliyor. Ayrıca sigorta basamağı ve hasar geçmişi de fiyat üzerinde etkili.
Bir diğer kritik nokta da şu: teminat limitleri sabit değil. Genel şartlarda kaza tarihindeki geçerli limitlerin uygulanacağı belirtiliyor; SEDDK’nın 2024 faaliyet raporunda da zorunlu trafik sigortası teminat tutarlarının 13 Aralık 2024’te %50 artırıldığı yer alıyor. Yani internette gördüğün eski bir tabloya güvenip karar vermek riskli; en güncel limit ve poliçe detayını teklif anında kontrol etmek gerekir.
Hayır. TSB’ye göre poliçe yenilenmezse gecikme halinde sürprim uygulanabilir; ayrıca denetimde trafik sigortasının olmadığı tespit edilirse araç trafikten men edilir ve para cezası uygulanır.
Hayır. Türkiye Sigorta Birliği’nin 4 Aralık 2024 tarihli duyurusuna göre bu 15 günlük süre kaldırıldı. Yeni düzende, ikinci el araç alıcısının satış işleminden önce kendi adına geçerli trafik sigortası yaptırmış olması gerekiyor; noter satış öncesi bunu kontrol ediyor.
TSB’ye göre şirketler tavan fiyatı aşmamak şartıyla kendi tarifelerini oluşturabiliyor. Bu yüzden aynı araç grubu için bile şirket bazlı fiyat farkı görülebiliyor.
Zorunlu trafik sigortası önemli ama sınırları olan bir güvencedir. Karşı tarafın zararları için vardır; kendi aracının hasarı için değil. Değer kaybı, sürekli sakatlık ve ölüm halinde bazı tazminatlar bu kapsamda olabilir; ama manevi tazminat, dolaylı zararlar ve kendi araç hasarın genelde bu poliçeden çıkmaz. En güvenli yaklaşım, poliçeyi sadece “zorunlu evrak” gibi görmemek; kapsamı, limitleri ve gerekirse kasko ile nasıl tamamlanacağını birlikte değerlendirmektir.